italiano
Fatih Mika  
 
Güncel
  Geri Dönüş II
  Anneme
  Work Shop
  Kestane
  Mezlaka-i Akdâm
  Modissima feat. Turkey Contemporary Art
  Sergi
  Segno e Insegno
  Çağdaş Türkiye
  40. Sulmona Sergisi 2013
  Gravür Sanatçısı: Fatih Mika
  İzler
  Atölye
  Beklemenin Tadı
  Atölye
  Atölye
  Atölye
  Atölye
  Noel Kokteyli
  deniz kızı
  bahane olmalı
  Edebi Ruhun Resme Aksi
  iyi ki saklamışım
  ayvansaray
  İşkence
  bir güvercin
  siyah selvi
  Atölye
  Atölye
  Atölye
  Atölye
  Atölye
  Ahlat Ağacı
  Küpeler
  cam kırıklarıyla
  Kaktüs
  otlar
  Bonsai
  doldurup heyecanları
  Tebessüm
  Mimar Sinan
  Bulla
  Serçeler
  Değer
  Kumlu Begonya
  Aşk-Meşk
  İrfan Baba
  Deli Sanat
  Çapari
  spookyman
  Ischia Adası II
  Atölye
  bir rüzgar okşar
  Kes Yapıştır
  Arte 3
  boğaziçinde
  yandaki çiçek
  Ben Çingene Olmak İstiyorum
  gecenin dalı yok
  napoliden geçerken
  med cezir
  Picasso
  calò
  Mara
  Antico Caffe Greco
  Dirsek Teması
  Cara Pippa
  İki Kaptan
  Roma Leonardo da Vinci Havaalanı
  San Valentino
  Duman
  Kar Tanesi
  Aziz
  Fatbarla*
  Roma'ya Başlamak
  bisiklet
  Saatler
  Bahçem
  Yaşamak
  Fink Fink II
  Fink Fink
  Hala Tombouktou Gölü’nde miyim? IV
  Hala Tombouktou Gölü’nde miyim? III
  Ischia Adası
  Minoo
  Hala Tombouktou Gölü’nde miyim? II
  Hala Tombouktou Gölü’nde miyim? I
  Albrecht Dürer
  bir özlemim kalmış
  Çiçekler
  Sanatta raslantının denetimi
  Agop Mehmet Ali
 
 
Ocak
02
2008
Kar Tanesi




 
İşte kar taneleri yavaş yavaş düşmeye başladılar. Birbirlerinden farklı biçimleri, özgür hareketleri, ağırlıksız beyaz renkleri ile biraz sonra şehrimizi kaplayacaklar. Ve biz, birden ne kadar az şeyle de yaşayabileceğimizi anlayacak; karla örtülü dünyanın dışında kalan kendimizi görecek, sahiden kendi sesimizi dinleyecek; kitaplıktaki dizili kitaplar gibi, karın altında kalan nesneleri, istediğimiz zaman, istediğimiz kadar ve istediğimiz gibi elimize alıp okşayıp okuyacağız.
 
Sıcağın aksine soğuk, bütün varlıkları birbirine yakınlaştırır. Serçeler penceremizin kenarına dizilecekler. Bir baştankara, neşeli sesi, yeşil sırtı, sarı karnı, siyah başı, beyaz yanakları ile  aniden borunun içine girip, kışı borunun içinde geçirmeyi düşünen örümceği yakalayıp yiyecek.  Beyaz kağıtlar üzerinde ki suluboyalar gibi, kuru dalların üzerinde baharı bekleyen tomurcukları; sığırcıkların simsiyah değil, üzerlerinde gümüş pullu yemenileri olduğunu; ingiliz asmasının çardağında kalmış tek kırmızı yaprağın bütün yapraklardan daha güzel, daha yaprak olduğunu farkedeceğiz. Akşamları terleyen camlarımız, geceleri kristal buzlarla kaplanacak; bütün gece uyumayıp, bu desenleri yaratıp, cama işleyen sanatçıyı kıskanacak, bizler de tırnaklarımızla bu yaratıcı oyuna katılıp, kristal desenlere yeni desenler katmaya çalışacağız.
 
İşte, bir noel daha yaklaşıyor. Şu kır sakallı, kırmızı poturlu, beyaz pon pon şapkalı adama çok kızıyorum. Hem, bu berbat sistemin bir parçası olmasına; hem de zengin çocuklarına pahalı hediyeler götürüp, yoksul çocukları ufak tefek hediyelerle geçiştirmesine.
 
En sonunda  bu Noel Baba’ya karşi gizli bir örgüt kurmaya karar verdim. Adı: “Kar Tanesi”. Örgüt gizli olduğu için diğer üyelerin adlarını açıklamıyorum.
 
 
Örgütümüzün amacı: Noel hediyelerinin bütün çocukların maddi ve manevi ihtiyaçlarına göre dağıtımını sağlamak. Noel Baba ve kurulu sistem ile çocukların  arasındaki çelişkileri derinleştirip, sistemin adaletsizliğini; çocukların duygularının ve yaratıcılıklarının yok edilmesine Noel Babanın nasıl araç olduğunu göstermek. Çocuklara gerçekçi, doğal, paylaşıma dayalı ilişkiler yerine, Noel Baba ve hediyeleri ile dayatmalarda bulunan anne ve babaların iki yüzlülüklerini ortaya çıkarıp, onların çocukları ile olan ilişkilerini insani bir düzeye çekmek.
 
Hediyelerin ihtiyaca göre dağıtılmasının çocukları şaşırtmaması, eylemimizi  sistemin ve onun işbirlikçilerinin engellememesi için; sadece çocukların anlayacığı, bir semboller ve işaretler dili ile çocukları bilgilendirme ve ajitasyon çalışmaları yapacağız.
 
Bu amaçla varlıklı mahalelerinin bahçe duvarlarına; bahçe çitleri olmayan, sınırsız ormanlık ve kırlık alanlarda, bakıcısız ve dadısız şeytan uçurtması uçuran; çelik-çomak oynayan; rengarenk kuşların arkasından koşup, onlara kırmızı lastikli sapanlarla kirazlar atan; ağaçlardan meyva koparırken düşüp, dizlerinin kanamasına rağmen ağlamayan; sabahları okula dadılar ve çocuk bakıcıları tarafından değil de, anne ve babalarının elini tutarak gidip, yine anne ve babalarının ellerinden tutarak zıplaya zıplaya okuldan dönen; elinde kaval, koyunları otlatan, yeni doğmuş kuzuları seven, çamurlara batmış mutlu çocuk resimleri yapacağız.
 
Yoksul mahalelerin duvarlarına ise; içinde kıpkırmızı yalazaların döndüğü, üzerinde kestanelerin, kuzinesinde ayvaların ve kabakların pişirildiği; sobaların yanındaki minderde uyuyan uzun tüylü iran kedileri; kapının önünde bekleyen -gecekondunun kendisi kadar büyük- san bernard köpekleri; sarı lambaların ışığının altında, bilgisayarda, hiç bitmeyen renklerle resimler yapan; foto-shop programında küçük gecekondularına iki oda daha ekleyip, bahçede ki tuvaleti evin içine alan; dijital fotograf makinesi ile 46 torunu ve torununun torunu ile birlikte ninesinin kırışık, tarih dolu yüzünün fotoğrafını çeken  çocuk resimleri yapacağız..
 
Örgütün ilk toplantısında zengin çocuklarına hediye edilecek şeytan uçurtmasının nasıl yapıldığını örgüt üyelerine öğretiyorum. Defter kağıtlarindan tam 217 tane şeytan uçurtması yapılacak, ip olarak hafif, beyaz makara ipliği kullanacağız. Ben de bisiklet  iç tekerleğinden kestiğim kırmızı lastiklerle,  54 tane sapan yapacağım. Sek sek oyunu için mermer taşlarını, yeni yapılan inşaatın malozlarının arasında arayıp bulacağız. Sek sek oyunu kutularını çizmek için gerekli beyaz tebeşirleri  alçıdan dökeceğiz. Okulda kompozisyonu en iyi olan X1 ise maddi değerleri değil de, çocukların yaratıcılıklarını, doğa ve insan sevgilerini, meraklı olmayı yüceltip, ruhsuz ailelerine başkaldırmalarını sağlayacak masal kitapları yazacak. Tüm okulda bütün dersleri kötü olmasına rağmen; sadece geceleri gördüğü rüyalarının değil, görmediklerinin bile resmini yapabilen X7, bu kitapları resimlendirecek. X13, noel gecesi gizlice sarmaşıklardan tırmanıp odalara girecek ve hediyeleri toplayacak. Sık sık kaç X oldugunu unutan en küçüğümüz X4’e, X2 tarafından X4 olduğu hatırlatılacak;  X5, gereksiz ve çocukların ruh sağlıklarını olumsuz etkileyen hediyeleri imha edecek, X6, ise X13’un açtığı yollardan geri dönüp, yeni hediyelerin dağıtılmasını sağlayacak. İran kedilerinin olduğu evlere camdan reçel kavanozlarına yerleştirdiğimiz kırmızı balıklarla girilip, kediler oyun oynar gibi evlerden çıkartılacak, daha sonra da iran kedilerini gösterip san bernard köpeklerinin onların arkasından evlerden çıkması sağlanacak.
 
Eylemimizi hiçbir kayıp vermeden, başarılı bir şekilde tamamlamış, hediyeleri çocukların ihtiyaçlarına göre dağıtmış, işlevi kalmayan örgütümüz “Kar Tanesi”ni bu sıcak ortamda eritecek iken. Örgüt arkadaşlarıma hediye vermediğimi farkediyor “Çocuklar ne olacak şimdi? Sizlere hediye ayırmadık” diyorum. Örgüt üyeleri hep bir ağızdan “Bizim hediyemiz bu öykü olsun, büyüdüğümüz zaman çocuklarımıza anlatır, noel babanın artık neden olmadığını da açıklamış oluruz.” diyorlar. Benim yüzüme bir gölge düşüyor. “Bu anlar, aşklar gibi sadece yaşanılır, anlatılamaz. Öyleyse, henüz büyümeden öyle bir Noel Çocuk yaratın ki, büyüklerinkine değil de; sizlerin saflığına, temizliğine, umutlarınıza, oyunlarınıza, önyargısızlığınıza benzesin.” diyorum.


Fatih Mika